alternatif ders çalışma mekanları

doktoraya kadar gelen ortalama bir insanın, üniversite sınavına hazırlık aşamasından itibaren geçen süre içerisinde bir çalışma sistemi oturtmuş olması beklenir. kimisi evinde en verimli şekilde çalışır, kimisi kütüphanede veya okulda. evinde, masasında ders çalışanlara hep gıbta etmişimdir. yaşadığım yerde çalışabilmeyi hiç bir zaman tam olarak beceremedim. master tezimin büyük kısmını burada, kahvecilerde tamamladım dersem yalan olmaz. zaten çokça da şahit olmuşsunuzdur gerek yurtdışında gerekse türkiye’de, kahvecilerde bir şeyler okuyan insanlara. türkiye’deyken genelde kütüphane ortamını tercih ederdim. diğer yandan, çok fazla sessiz olduğu için kütüphanede çalışırken kendini gergin hisseden bir arkadaşım var. evde ders çalışmayı çok sever o yüzden. asıl mesele en verimli nasıl ve nerede çalışabildiğimizi tesbit etmekte öyle sanıyorum ki. bazı sayısal alanlarda çalışan arkadaşların pek de fazla alternatifleri olmadığını biliyorum. zira vakitlerinin büyük çoğunluğunu labarotuar ya da ofis ortamında geçirmeleri gerekebilir. fakat, insan bilimleri ya da sosyal bilimler alanlarında çalışan arkadaşların durumu daha esnek olabiliyor bu anlamda.

çalışma ortamları göz önünde bulundurulduğunda aslında hepsinin hem avantajı hem de dezavantajı olabilir. misal;

evde çalışıldığı taktirde:

1. yemek vs. gibi masrafınız olmayabilir.

2. kıyafet çeki düzen kaygısı olmayabilir.

fakat;

3. aşırı rahatlık bazen gevşemeye ve konsantrasyon bozukluğuına sebep olabilir.

   kahveci yada sosyal mekanlar:

   1. daha tenha mekanlar tercih edildiği taktirde, çok ince dikkat gerektirmeyen    makaleler, kitaplar…vs. kahve eşliğinde keyifli bir şekilde okunabilir.

  fakat;

  2.  gürültüye ve harekete karşı duyarlı iseniz, kontrolün sizin elinizde olmaması rahatsız edici olabilir.

  3. kalktığınızda eşyalarınızı bırakamazsınız. o yüzden ya uzun süre oturmaya alışkın olmak ya da kısa süre çalışmak durumundasınız.

4. masraflı olduğu kaçınılmaz bir gerçek maalesef.

ofis, kütüphane…vs. ortamında:

1. sizinle birlikte çalışan diğer insanların olması motive edici bir unsur sayılabilir bazen.

2. genellikle mikro dalga, kettle, kahve makinesi içeren mutfak bulunduğu için öğle yemekleri ve ara molalar için hem pratik hem de evden yemek getirenler için hesaplı. mutfak olmadığı taktirde de yine evden yiyecek getirilebilir.

fakat;

3. yine sese karşı duyarlı iseniz klavyeler bazen çok çok sinir bozucu sesler çıkarabiliyor :).

sonuç olarak, masraf, gürültü, kıyafet…vs. gibi unsurlar sadece işin mazereti olabilir. en önemlisi nerede ne kadar verimde çalışabildiğimizi tesbit etmek. ben hala ofis ve ev arasında kararsızım ve bu, çokça sabah, evde mi kalsam okula mi gitsem, yoksa bir kahvecide mi takılsam üçlemini oldukça sık yaşamama sebep oluyor, fakat şundan eminim ki düzen, tutarlılık ve disiplin akademik çalışmada konsantrasyonun en önemli parçalarından biri. ben henüz becerebilmiş olmasam da bunu çoktan becermiş arkadaşları can-ı gönülden tebrik ederim, bunu nasıl başardıklarını da bilmeyi çok isterim 🙂 yorumlarınız için şimdiden teşekkürler…

not: benzer bir konu için bkz.: http://thethesiswhisperer.wordpress.com/2011/09/08/office-or-cafe-which-is-the-better-workspace/

Advertisements

9 thoughts on “alternatif ders çalışma mekanları

  1. Ben evde ders çalışmayı her zaman tercih etmişimdir ta ki zeynep azraya kadar sanırım artık kahvecileri bir denemem gerekiyor:)

    Sevcancım, bir de yurt dışında doktora master yapmanın kazandırdıkları hakkında da bir makaleyle bizleri bilgilendirirsen çok seviniriz…Hatta ingiltereyi düşünenler için ordaki yasam, okullara basvurular, gerekli belgeler falan filan..

  2. Güzel bir yazı, teşekkürler. Aslında yer dışında saat de önemli bir faktör. Çalışma mekanının dışında; çalışma mekanı ve özellikle ışıklandırma çok önemli. Büyük bir masa ve güzel bir lasa lambası önemli (buradan çalışma zamanım konusunda bir fikir veriyorum sanırım)
    Bazıları sabahları iyi çalışırken, bazıları da geceleri daha sağlıklı çalışabiliyor.
    Önemli olan zihni mümkün olduğunca rahat tutmak ve çalışmak için zorlamamak, sanırım.
    Sanırım diyorum çünkü bu konuda çok başarılı olduğumu söylemem mümkün değil.

  3. güzel bir noktaya değinmişsiniz enis bey. çalışma zamanı ve koşulları da çok önemli. bazıları gündüz verim alıyor çalışmalarından bazıları gece, bazıları da sanırım (ben de bu gruba dahilim) bazı dönemler gece, bazı dönemler gündüz çalışmaktan verim alıyor. önemli olan kendini tanımak olsa gerek…

  4. çalışma mekanının önemini biraz olsun azaltıp çalışma eyleminin kendisine odaklanmak yapılması gereken işleri, yazılması gereken makaleler ya da tezleri daha kısa sürede bitirmek mümkün. bu konuda mükemmeliyetçi olmak, hem vakit kaybı hem sinir bozucu. örneğin, evde olduğum zamanlarda evin işlerinin henüz bitmemiş olması çalışmanın başına oturmama engel olabiliyor. evet, ev gayet rahat bir ortam ama çalışmak söz konusu olduğunda evde yapılacak ufak tefek işler hiç bitmiyor olabiliyor. bunun için ev alıp başını gidiyor gibi görünse de çalışmaya odaklanmaya ve bitirmem gereken kısmı bitirip sonra evin işleriyle ilgileneceğime dair bir karar alıp bilgisayarın başına geçmem gerekiyor. kütüphane ortamı ise evden çıkıp oraya gidinceye, bir yer bulup yerleşinceye kadar işkence gibi görünüyor. pek çok zaman sırf bu yüzden gitmekten vazgeçmişimdir. ancak bütün bu zamanı müzik dinleyerek yahut başka şeylerle eğlenceli hale getirdiğinizde, kütüphanede bilgisayarınızı açtığınız anda içiniz ‘nasıl çalışacağım ben’ sıkıntısıyla dolu olsa da bir süre sonra açılabiliyorsunuz. bunun dışında kütüphanede mola verdiğinizde sizinle çay kahve içecek, sohbet edecek birinin olmasının da avantajları kadar dezavantajları var. konuşacak birinin yokluğu bir süre sonra internette gezinmeye başlamanıza sebebiyet verebilir, bu da kütüphanenin havasız ortamında uzun süre hiçbir şey yazmadan oturmak anlamına gelebilir. bir arkadaşın varlığı da sürekli ‘acaba bir kahve mi içsek’ fikriyle çalışmanıza sebep olur. bu sebeple kütüphanede çalışma günlerimi genellikle yalnızlığımın keyfine varmak istediğim günlere ayarlamaya çalışıyorum. bir de sürekli bir müzikle motivasyonumu diri tutmaya çalışıyorum. böylece kütüphane de verimli bir çalışma mekanı haline gelebiliyor. ofise gelince… her şeyden önce bir oda arkadaşınız varsa geveze olmaması gerek. geveze ise sabah ‘bugün çalışacağım’ kararı ve suratıyla odaya girmeniz gerek ki mesajı alsın. yoğunlaşmak gerektiğinde odanın kapısını kilitleyip kapıya vuran olduğunda kim olduğunu merak etmemek gerek. ama bütün bunlarla birlikte çalışma eyleminin kendisine odaklanmak için en önemli şey: yaptığınız, yazdığınız her ne ise o işten keyif alıyor olmak gerek. yazma süreci sıkıntılı ve dengesiz bir süreç. her zaman aynı iştiyak ı duyamayabiliyorsunuz. ama bu iştiyakın var olduğu günlerin sayısını artırmak için açık bir zihinle çalışmaya oturabilmek için kendinize yeteri kadar vakit ayırmak, tertipli ve düzenli olmak gerekiyor. niye bu kadar çok konuştuğumu ben de bilmiyorum, sanırım seninle konuşmayı özlemişim sevcan:)

  5. Pingback: 2012 in review « tezenzi

  6. Pingback: butun mesele bu | tezenzi

  7. Pingback: butun mesele bu | sevcan ozturk

  8. Pingback: Ankara’da üç çalışma mekanı | sevcan ozturk

sizce?

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s