bir mesele

Genelde kose yazarlarinin koselerinde yazdiklari yazilar ayni fikirde olmadigim durumlarda beni pek rahatsiz etmez. En azindan sinirlendirmez. Ama Suheyb Ogut isimli birinin ‘Ah Ilahiyat(ci) Ah!’ baslikli yazisi gercekten sinirlenmeme sebep oldu. Tez yazma surecinde bu yaziyla karsilastigim icin hemen pesine dusuncelerimi dile getiremedim. Ama artik tezimi teslim etmis olduguma gore, erteledigim bir suru isten biri olan bu konudaki rahatsizligimi dile getirme isini bu yazida gerceklestirebilirim diye dusundum.

Sosyal medyada ve baska birkac platformda ilahiyatlarda felsefe ve kelam derslerine iliskin yeni duzenlemeler yapilacagina dair tartismalar basladi birkac hafta once. Bu surecte bircok kose yazari da yazilar kaleme alarak aktif bir sekilde yer aldilar. Bunlarin cogu felsefe derslerine iliskin degisiklige karsi cikan turden yazilar kaleme alirken, ben diger gorusu yani felsefe derslerinin azaltilmasi hatta kaldirilmasi gorusunu savunan yazilar aradim ve yalnizca Suheyb Ogut isimli Yenisafak gazetesi yazarlarindan birinin yazisiyla karsilastim. Yazar ilahiyat fakultelerindeki felsefe derslerini elestiren bir yazi kaleme almis ve bunlari da birkac maddeyle dile getirmis. Kismen hakli oldugunu dusundugum maddelerin yani sira beni gercekten sinirlendiren maddeleri ve dusuncelerimi ozetleyeyim.

Yazarin ilk cumlesi su: “Herkes bana ilahiyatlar üzerine yaz deyip duruyor.” Aklima ilk gelen sey, “Allah Allah, Suheyb Ogut de kim ola ki herkes ilahiyatlar hakkinda yazmasini israrla istiyor?” “Herkes” (?) Suheyb Ogut’ten ilahiyatlar hakkinda yazmasini istemis olabilir ama kendi adima soylemek gerekirse, ben kendisinden boyle bir konuda israrda bulunmadim.

Madde 2: Yazar “bütün bir müfredat, kadim gelenekle alakası olmadığı gibi…” seklinde bir ifadede bulunmus. Hakli olabilir, fakat “kadim gelenek” derken ne kastediyor? Icinde “kadim gelenek” ifadesi gecen cok afilli cumleler kurabilirim ben de. Ama oncelikle kadim gelenegin ne oldugunu ve ilahiyat mufredatinin hangi noktalarda bu “kadim gelenek”le alakasi olmadigini ve hatta “alakasi olmamak” ifadesiyle ne kastettigini aciklamadan kurdugu afilli cumlelerin hicbir dayanagi ve dikkate alinirligi yok.

Madde 3: Yazar “Bazı üstatlar ‘İlahiyatlardan felsefe derslerini kaldırmak cinayettir’ diyor ya, asıl bütün müfredatı felsefe derslerine boğmak bir cinayetti(r).” demis. Butun mufredati felsefe derslerine bogmak, evet, cinayettir.  Fakat yazar bu ifadeyi yazip devamini gertirmemis. Dolayisiyla,  once acikliga kavusturulmasi gereken sey, yazar butun mufredatin felsefe derslerine boguldugunu ya da bogulmak istendigini mi soylemeye calisiyor, yoksa sadece “Bazı üstatlar ‘İlahiyatlardan felsefe derslerini kaldırmak cinayettir’ diyor ya, asil kediyi suda bogmak cinayettir” seklinde oylesine bir cumle mi kurmayi amacliyor. Eger ilkini kastediyorsa, misal, Marmara Ilahiyat’in mufredati iste burada bulunabilir. Ilahiyatin ne kadar felsefe derslerine boguldugu ya da bogulmadigi mufredattan acikca anlasilmaktadir. Mufredatin problemli oldugu soylenebilir. Ve evet, ilahiyatlarin felsefe derslerine bogulmasi cinayettir. Ama oyle bir durum, yani ilahiyatlarin felsefe derslerine boguldugunu iddia edilecebilecek bir durum en azindan simdilik pek soz konusu gibi gorunmuyor. Eger ikinci amacla yazdiysa, yani sadece “bogmak” kelimesini cumle icinde kullanmak amaciyla yazdiysa yazar bu ifadesini zaten yoruma gerek yok.

Madde 4: Yazar “Şayet ilahiyatı müstakil ilmî bir saha değil de müstakil bir fakülte olarak kabul ediyorsan güzel kardeşim, o zaman, bütün hepsi birbirine göbekten bağlı olan fıkıh, hadis, kelam/akaid, tefsir, siyer gibi ilimlerin her biri için müstakil bölümler ihdas edersin. Talebe, ilahiyat fakültesini değil, mesela fıkıh ya da tefsir bölümünü kazanmış olur. Fıkıh bölümünü kazanan genç, bu bölümün rabıtalı olduğu diğer ilimlerin derslerini almamazlık etmez ama ağırlıklı olarak fıkıh mevzularını tahsil eder.” Bu ifadelerin elestirilebilmesi icin lisans ogretiminin ve lisansustu ogretimin amac ve kapsamlari, bu ikisinin birbirinden farklari ve iliskileri hakkinda uzunca bir aciklama gerekmektedir. Bu da su an pek yapmak istedigim bir sey degil.

Bunlar benim dikkatimi cekip rahatsiz olmama sebep olan noktalar. Baska bir deyisle boylesine onemli bir konuda yapilmis bu elestirideki siglik ve ustunkoruluk, ama hepsinden ote  cok yukaridan bakan bir dille yazilmis olmasi beni cok rahatsiz etti. Velhasil, herkes istedigini yazsin, herkes istedigini okusun, takip etsin, alkislasin, pohpohlasin. Ama bu kadar onemli bir konuda elestiri yapmak o kadar kolay olmamali. Enine boyuna arastirilip acik bir sekilde goruslerini dile getirmeden ele alinmis hicbir elestirinin gozumde en ufak degeri yok. Ilahiyatlara iliskin cok ciddi problemler var. Ders iceriklerinin ve ogretici konumundakilerin duzeltilmesi gerektigi konusunda Suheyb Ogut’e katiliyorum. Bunun olmasi icin de ilk is olarak bir akademisyen denetleme sistemi gelistirilmeli. Derse gelip her hafta bir bucuk saat boyunda baska bir hocanin hakkinda konusup sinav zamani kitabindan sorumlu tutup donemi geciren hocalar var. Oncelikle bu yuklerden kurtulunmali. Daha acik bir ifadeyle, mesele kac saat felsefe, kac saat fikih dersi oldugu degil, yani nicelik degil, asil mesele nitelik. Ayni zamanda goruslerini kac maddede ele aldigin degil onemli olan, bunlari ne kadar tutarli ve net bir sekilde dile getirdigin.

Advertisements

sizce?

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s