Ankara’da üç çalışma mekanı

Ders çalışmak için alternatif mekanlar ve farklı yöntemler denemek beni hep motive etmiştir. Şurada ve şurada bu konuyla ilgili iki yazı da paylaşmıştım. Türkiye’ye döndükten sonra da alternatif mekan arayışlarım devam etti. Ankara’da gözüme kestirdiğim ve ders çalışmaya uygun gördüğüm üç mekanı sizinle paylaşmak istedim. Yalnız bu mekanların üçünün de kahveci olması rastlantı olmasa gerek. Zira İngiltere’deki güzel günlerimi bana hatırlatan tek yerler kahveciler burada.

Birinci mekan Bahçeli 3. caddedeki Gloria Jean’s Coffee. Orada bulunduğum iki seferde de mekan -hemen yanı başındaki Starbucks’ın aksine- tenha denilebilecek sayıda insan barındırmaktaydı. Dış mekan kış mevsiminde bile ders çalışmaya uygun görünüyordu, ısıtma sisteminin yeterli olması dolayısı ile. İlk gözüme kestirdiğim mekan burası oldu.

İkinci mekan, Kızılay’da Selanik Caddesi’ndeki Caribou Cafe. Burası Kızılay’da olmasının gürültü ve kalabalık açısından dezavantajını taşıyor. Fakat içeride, kafeye dahil olan fakat ayrı bir cam bölmede yer alan masalı kısım ders çalışmak ya da bir şeyler okumak için son derece uygun göründü gözüme.

Üçüncü ve benim en sevdiğim mekan ise Bilkent Starbucks. Yemyeşillikler içinde ve genelde öğrencilerin takıldığı bir mekan olması dolayısı ile bana İngiltere’yi en çok hatırlatan mekan oldu. Fırsat buldukça eşimle oraya kaçar olduk. Bazı saat aralıklarında biraz kalabalıkça olmasının dışında uygun vakitlerde gidildiğinde çok verimli ders çalışılabilecek ya da bir şeyler okunup kafa dinlenilebilecek bir mekan.

Bu tarz zevkleri olan kişiler için büyük şehirlerde yaşamak aslında bir dezavantaj. Böyle mekanlar genelde merkezi yerlerde olduğu için bir ya da birkaç vasıtaya binmeniz gerekiyor, bu da yorgunluk olarak geri dönüyor. Ama Türkiye’de ‘local coffee shop’ kültürü olmadığı için küçük şehirlerde bu tarz mekanlar bulmak oldukça zor. Keşke kahvehane- kıraathane kültürümüz bugünkü yönünde gelişmese idi de, değişimlerini daha kucaklayıcı mekanlar olarak tamamlasalardı. Biz de kendi mahallemizdeki kıraathaneye gider, kahvemizi içer, kitabımızı okurduk.

 

Advertisements

academia.edu ile araniz ne kadar iyi?

Tez teslimi arefesinde aklima gelen bir tecrube ve tavsiyeyi paylasmak istedim. Konu basliktan da anlasilacagi uzere academia adli siteyle ilgili. Bu yaziyi okuyan, en azindan bu site ile ilgilenen herkesin academia’dan haberi oldugunu varsayarak giriyorum konuya.

Birkac ay once Kanada’da Toronto Universitesi’nde calisan bir profesorle bir sebep ile irtibata gecmem gerekti. Kendisine yazdigim e-maile cevap olarak bana “Mr. Ozturk” yani Ozturk Bey tarzinda bir hitapla cevap yazdi. Bu e-mailin pesine gonderdigi e-mail’de ise bana “Mr” dedigi icin ozur diledi, benim herhangi bir uyarida bulunmamama ragmen. Continue reading

Evernote Hakkinda

Aside

Evernote kendini cok gelistirdi. Programi ilk kullanmaya basladigimda sadece bir seyler yazip kaydediyordum. Sonradan baska eklentileri cikti. Asagida gordugunuz goruntuler screenshot’la kendi evernote’umdan kopyaladiklarim. Kullanimi cok kolay. Ozellikle bilgisayariniza indirdiyseniz daha kolay. Internet uzerinden kendi sayfasindan yine kullanici adi ve sifrenizle dropbox’ta oldugu gibi giris yapip iceriklerinize ulasabiliyorsunuz. Etiketleyerek yazdiklarinizi daha kolay erisilebilir hale de getirebilirsiniz. Ben evernote defterlerine tezimle alakali aklima gelen ya da taslak olarak yazdigim notlari… vs. yaziyorum. Yazarak dusunmek cok daha kolay geliyor nedense. Ilerideki calismalarimda da bu notlar isime yarayabilir belki diye de kalici olmalarini istedim. Daha onceden ilham gelip de uuuhuuu diye sevincle oynaya oynaya kagitlara doldurdugum cok havali olan fakat hala bulamadigim notlarimin ardindan Mecnun gibi bi yerde soteye gecip agladim 🙂 Continue reading

Sogan meselesi

iuuq_NV_00hpsfmfmjijlnfu_SL_gjmft_SL_xpseqsftt_SL_dpn031210140bhmbunbzbo_NK_tphbo_SL_kqhSuradaki yaziyi okurken aklima geldi: gercekten de kisinin akademik arastirma, yazma, cizme konusunda kendisini tanimasi cok onemli. Yazi kabaca soylemek gerekirse, tez danismaniyla sorunlar yasayan bir ogrenciden bahsediyor. Ogrencinin tez danismanindan aldigi geri donum, geri bildirim, feedback artik hangisini tercih ederseniz, oldukca beklentisinin disinda olacak ki sonunda pes etmis. Meselenin aslinda ogrenciden ya da danismandan kaynaklanmadigini, fakat bu ikisinin birbirlerini, ozellikle de akademik aliskanliklari baglaminda, yeterince tanimadiklarindan kaynaklandigindan bahsediliyor yazida. Continue reading

butun mesele bu

Bu blogun tarihi 1,5 yil oncesine dayaniyor. Bunca zamandir dunyanin suruyle yerinden ziyaret edilmis. Tum bu istatistikleri blog yazari olarak takip edebiliyorsunuz. Fakat isin en guzel yanlarindan biri de okuyucularinizin en cok hangi kanallardan bloga ulastigini gorebilmeniz. Bu blog en cok ziyaretciyi Facebook ve Google araciligiyla almis. Google uzerinden gelen ziyaretlerde ise en cok “ders calisma mekanlari” anlamina gelebilecek anahtar kelimeyle ulasilmis. Yaklasik 200 farkli kisi bu anahtar kelimelerle arama yapmis. Diyarbakir ders calisma yerleri, Kadikoy ders calisma mekanlari, Mersin ders calisma yerleri…vs. bana ilginc gelenler. Hatta kafasindaki sorular gayet net arkadaslara da rastlamak mumkun: “kutuphanede mi evde mi calismak daha iyi” ve “evde mi çalışmak daha verimli kütüphanede mi” anahtar kelimeleriyle gelenler olmus. Buradan su sonuca variyorum: Insanlarimiz ders calismak istiyorlar, fakat yerleri dar 🙂 Ders calismak icin alternatif yerler arayanlari belli bir yere (labarotuar, okul … vs. gibi) bagli olmadiklari sonucuna variyorum. Dolayisiyla herhangi bir yerde rahatca calisabilirler. Ama onemli olan, tabi benim gorusum, sabit bir yer belirleyerek onun disinda alternatiflere yonelmek. Yani, mesela benim sabitim, evdeki calisma ortamim, masam. Ama bazen kahvecide, bazen universitede ofiste, bazen kutuphanede calisiyorum. Ama sonunda donup dolasip evdeki masama oturuyorum. Dolayisiyla, bir cok seyde oldugu gibi aidiyet de konsantrasyonda onemli. Bunu bilimsel bir seylere dayali olarak degil, tamamen kisisel tecrubelerime dayali olarak soyluyorum. Master yaptigim donemde hatta doktoramin ilk yilinda evde kurulu bir calisma ortamim yoktu. Evde calisamamaktan sikayetciydim hep. Tezimi o kahvecide bu kahvecide yazdim cogunlukla. Ama konsantrasyon derdi hep cektim. Simdi en azindan bir odayi hatta bir koseyi ders calisma merkezli duzenledim. Konsantrasyonuma ciddi katkisi oldu diyebilirim. Bunu okulda ofiste de yapabilirdim. Hatta surekli gittigim bir kahvec bile olabilirdi. Yalnizca ben evi tercih ettim.

ama soyle bir calisma ortami da hayal etmekten kendimi alamiyorum:

5-red-white-country-home-office

fotoyu aldigim siteyi bulamadim maalesef. kaynak yok.

Bir diger mesele de secicilik sanirim. Bazen disarda bir yerlerde ders calismaya kalktigimda bir turlu masa secemiyorum. Ya gozume kestirdiklerim dolu oluyor ya da bos yer olmuyor. Bos yer olmamasina cozum yok, ama gozume kestirdigim yer doluysa aklim orada kaliyor, ha kalktilar ha kalkacaklar diye 🙂 Bunun vakit kaybi oldugunu kabullenmem kolay olmadi 🙂 Ama kendi kendime karar verdim, elimdekiyle yetinecegim diye. O zaman biraz daha kolay odaklanmaya basladim calismaya.

soyle bombos ve ferah bir kahveciye denk gelmek cok da kolay degil tabi:

http://www.tr3d.com/up/galeri/17de/_proje.jpg

http://www.tr3d.com/up/galeri/17de/_proje.jpg

Demem o ki ders icimizde 🙂

Bu da ilginizi cekebilir: tezenzi/alternatif ders calisma mekanlari

Uretkenlik

Video

Yurtdisinda yasamaya basladim baslayali “productivity” terimi kadar cok karsilastigim bir terim daha aklima gelmiyor su an. Her alanda karsima cikiyor. Belki de ozel olarak dikkatimi cektiginden dolayi cok karsilasiyorum gibi geliyordur. Turkce’ye ‘uretkenlik’ olarak cevrilebilir, ya da ‘ureticilik’ ya da ‘verimlilik’… vs. Hangisi daha yaygin bilmiyorum. Bu videoda konu akici bir sekilde anlatilmis. Izlemenizi tavsiye ederim.