Aylardan Kasım, Aylardan Akademik Yazma Ayı

2011 yılında beri dünyanın bir çok ülkesinden katılımcının bir araya geldiği bir uygulama var: Academic Writing Month (AcWriMo) yani Akademik yazma ayı. Kasım ayı boyunca yazıyorsunuz ve bu alışkanlığınız haline gelmesi ümit ediliyor sürekli ve düzenli yazmanın üretkenliğe ciddi manada olumlu etki sağladığına dair araştırmalara dayalı olarak. (Bununla ilgili olarak daha önceden paylaştığım bir yazı için: düzenli yazma ). Bu işten ilk başladığından beri haberim var ama başarıyla tamamlayamadım (bkz. Akademik yazma ayı). Ama sanırım bu yıl hazırım ve formu doldurdum.

İlgilisi için, işin özünü bu fikri başlatanların kendi ifadelerinin tercümesiyle ve biraz da aralara kendi kattığım ifadelerle kabataslak bir ceviriyle anlatmak istiyorum:

<<<<<<

Olay şu: kendinize yazma merkezli bir hedef belirliyorsunuz, bu hedefe Akademik Yazma Ayı uygulamasında yer alan diğer herkesten edindiğiniz bilgi, tavsiye ve destek aracılığıyla bağlı kalıyorsunuz. Akademik Yazma Ayı bize şu hususlarda yardım edecektir:

  1. Nasıl yazdığımız üzerine düşünmek,
  2. Yazma pratiğimiz için [bu işte yer alan diğer arkadaşlardan oluşan] değerli bir destek ağı oluşturmak,
  3. Gelecek için daha iyi strateji ve alışkanlıklar inşa etmek,
  4. Ve belki – sadece belki – işleri halletmek!

Ve eğer Kasım’da çokça iş hallederseniz – ki biz akademisyenler için her bakımdan yoğun bir zaman – yılın geri kalanında, yazma işinizi halletmenin ne kadar kolay geleceğini bir düşünün!

Peki nasıl katılacağım?

6 tane ana kural var:

  1. Hedefinizi belirleyin. Kelime sayarak olabilir, saat ya da proje belirleyebilirsiniz. Size bağlı. Fakat kendinizi biraz zorlayın.
  2. Hedefinizi ilan edin. AcWriMo 2015 forumuna kayıt olun ve ay sonuna kadar ulaşmak istediklerinizle ilgili bölümleri doldurun. Bunun işinize yarar olması için hesap sorulabilir olmak burada anahtar. İşi halletmek için biraz baskıyı hissetmeniz lazım. O yüzden kayıt olun ve mümkün olduğunca tez zamanda hedeflerinizi ekleyin.
  3. Bir strateji tasarlayın. AcWriMo’ya az da olsa plan ve hazırlık yapmadan başlamayın. Biraz okuma yapın, programınızda yazmaya tahsis edilmiş zaman boşlukları oluşturun, hatta en sevdiğiniz kahveyi alın. Yazmak için neye ihtiyacınız varsa halledin, ve bunu şimdi yapın. Kasım gelip çattığında buna zamanınız olmayacak.
  4. İlerlemenizi tartışın. Tamam, Twitter ve Facebook’ta bütün gün bizimle olmak kabul edilir değil – yapacak işleriniz var – fakat belli vakitlerde girmek çok önemli! Nasıl ilerlediğinizi bilmek istiyoruz. Ne işinize yarıyor ne yaramıyor? Yardıma ihtiyacınız var mı? Yazmaya dair bir başarınızı paylaşmak ister misiniz? (AcWriMo hakkındaki çoğu tartışmayı Twitter’da #AcWriMo etiketinde bulacaksınız fakat Facebook size daha uygunsa, oraya gidin. Ya da irtibatta kalmak için kendi blogunuzu kullanın. Tabloda paylaşmak istediğiniz ufak güncellemeleri bile yazabilirsiniz.)
  5. Gevşemeyin. Katılımcı Bettina’nın ilk AcWriMo hakkında söylediği gibi “Hiç Aralık yokmuşçasına yaz”malısınız. Eğer kendiniz zorlarsanız, çabucak SİZİN için en çok işe yarayan tavsiye ve teknikleri bulacaksınız ve bu uzun vadede size daha çok zaman bile kazandıracak.
  6. Sonuçlarınızı duyurun. Tabloyu her gün (ya da yapabildiğiniz kadar sık) nasıl ilerlediğinizi çizelgelemek için kullanmanız harika olur, fakat bunu yapamasanız bile, sonuçlarınızı ay sonunda duyurMALIsınız. Yazı topluluğumuz yalnızca elde ettiklerinizi paylaşmanızdan değil, aynı zamanda neyin işe yaramadığından ve – öyle ya da böyle – hepimizin insan olduğunun hatırlatılmasından da faydalanacaktır.

Bu yıl :

Dikkat: AcWriMo 2015 Kayıt formunu ilk kez doldurduktan sonra “Teşekkürler, cevabınız kaydedildi!” yazan bir sayfaya yönlendirileceksiniz. Lütfen “cevabınızı düzeltin” linkini tıklayın ve formunuza girdiğinizde adres bölmesindeki URL’yi kopyalayıp saklayın. Linki kaybetmeyin ve her ilerleme kaydettiğinizde bu işlemi tekrarlayın.

>>>>

Orijinal metin ve ayrıntı için: http://www.phd2published.com/acwri-2/acbowrimo/about/#sthash.lPDqMrTv.dpuf

Doktora Tezi Sonuç Bölümü Üzerine…

Şu yazıda ve şu yazıda doktora tezinin “giriş bölümü” ile ilgili yazmıştım. Tezin sonuç bölümü üzerine yazacağım bu sefer.

*****

Asıl meseleye geçmeden evvel belirtmek isterim ki, bunları yazabiliyor olmamın tek açıklaması doktorayı bitirmiş, bir tez yazmış olmam. Tezimi henüz bitirmediğim zamanlarda yazdıklarımda özellikle başka yerlerde duyup paylaştığımı belirtiyordum. En birinci kaynağım da How to Write a Better Thesis adlı kitabımdı. Şimdi durum daha farklı. Fakat “ben tezimi bu şekilde yazdım ve siz de bu şekilde yazmazsanız başarısız olursunuz” türünden dar görüşlü bir bakış açısı sergilemek istemiyorum. Benzer şekilde, nasıl akademik çalışma yapılır, nasıl tez yazılır, doktora yapmanın şartları.. şeklinde yukarıdan bakan bir bakış açısına sizi maruz bırakmak da istemiyorum. Çünkü tüm bunlar için sayısız usul olduğuna inanıyorum. Bu sebepten, hep söylediğim gibi, burada yazılanlar, her ne kadar her biri salt öznel nitelikte olmasa da, sadece fikir olarak kabul edilmesini istediğim hususlar.

*****

Sonuç kısmının en az Giriş kısmı kadar önemli önemli olduğu kabul görmüş bir husus. Tez savunmama hazırlanırken yaptığım araştırmalar neticesinde bazı akademisyenlerin değerlendirecekleri tezde önce giriş, sonra sonuç kısımlarını, en son da ana metni okuduklarını öğrenmiştim. Ben de sanırım bu yolu izleyen bir değerlendirmeci olacağım. Fakat, buna ilave olarak ben Giriş-Sonuç-Ana metin-Giriş-Sonuç şeklinde bir yol izleyeceğimi düşünüyorum.

Giriş ile ilgili olarak aşağıdakileri söylemişim:

Belirtmek isterim ki “basarili bir giris nasil olmalidir, simdi size bunu gosterecegim.” seklinde bir yaklasimdan aldatici olmasi nedeniyle ozellikle kacinmak gerekiyor, cunku giris yazmak icin turlu turlu yollardan bahsedilebilir. Bu da calismanin yapildigi alandan calismanin metoduna kadar bir suru unsura bagli olarak degisebilen bir husus.

Sonuç ile ilgili olarak sonuç yazmak için türlü türlü yollardan bahsedilebileceği konusunda şüphelerim var. Metot olarak türlü türlü şekilde yazılabilir olmasına rağmen içerik olarak sonuç kısmının kilit noktaları vardır çünkü. O yüzden Giriş kısmından farklı olarak Sonuç kısmı hakkında net ifadelerle konuşmak daha kolay ve makbul görünüyor. Ama ben yine de Giriş konusunda da yazdığım gibi, en azından başarılı netice almış olan ve;

yalnizca yapi bakimindan bir ornek olarak yardimci olmasi amaciyla cok kisa ozetle kendiminkinden bahsediyorum.

Başarılı olmaya aday bir tezin Sonuç bölümü:

1. Tezde daha önce dile getirilmiş olan problemi ve amacı hatırlatır: 

The main objective of this research has been to apply a Kierkegaardian hermeneutics, which places a particular emphasis on becoming a religious self, to Iqbal’s discussion of becoming a Muslim self.

2. Tezde tartışılan ana konuları tekrar gündeme getirir. Bu kısmın daha önce söylenen şeylerin özensiz bir özeti olmamasına dikkat edilmeli. Zira aynı şeyleri tekrar tekrar söylemenin tezin zayıflıkları arasında nitelendirildiğini biliyorum. O yüzden bu kısım, boşu boşuna sayfa doldurmaya çalışma ya da karşısındakini “anlayışı kıt” muamelesi yapma intibası uyandırmak yerine, “bunları daha önce söylediğimin farkındayım, sadece bütünlüğü sağlama, olan biteni hatırlatma amacıyla, birazdan bahsedeceğim bulgulara nasıl ulaştığımı desteklemesi için toparlıyorum” mesajını verebilmeli.

3. Araştırma neticesinde elde edilmiş bulguları aktarır: Bu kısım belki de en zevkli kısım. Bütün emeklerinizi, içinizde topladığınız ama tartışmanın odak noktasını kaydırmamak adına içinizde tuttuğunuz, dipnotlara yazmakla tatmin olmadığınız düşüncelerinizi geniş geniş dökebilirsiniz burada. Ama bir yere kadar: Tezin içeriğinde yer almayan, tezde argümanlarla destekli olarak yer almamış ve kendi başına ayrı bir problem olan hiç bir konu gündeme getirilmemeli. Diğer bir deyişle, araştırmanın çemberinin dışına çıkılmamalı. Akla gelen bir mesele varsa bu “further research”, çalışmanın akabinde yapılabilecek çalışmalar kısmında dile getirilebilir.

4. Araştırma sürecinde karşılaşılan güçlükleri ve çalışmanın sınırlarını dile getirir. Bu, çalışmanın zayıf noktalarından biri olarak değil, aksine çalışma sürecinde tespit edilmiş ve elde edilmiş bulgulardan biri olarak yer alır. Çalışmayı yapanın sınırlarının ne kadar farkında olduğunu da gösterir. Böylece araştırmacı araştırma yaptığı konuya olan hakimiyetini göstermiş olur.

However, Iqbal’s understanding did not permit of the third principle of Kierkegaardian hermeneutics. This indicates that the study encountered a limitation, which needs to be considered.

5. Daha sonraki araştırmalar için fikir ortaya koyar. Bu kısmın, ilgi duyan araştırmacılara fikir vermekle beraber, tez sahibinin alanıyla ve çalışmasıyla ilgili duyduğu heyecanını ve kararlılığını, konuya ilgisinin devamlılığını göstermesine destek olduğunu düşünüyorum.

Further to this study, it is the intention of the
present writer to conduct more research on…

6. Çalışmanın katkısının ne şekilde ve kime olduğunu dile getirir. “Tamam bu çalışmayı yapmışsın, iyi, güzel, ama ne işimize yarayacak?” sorusunun cevabını içermelidir.

Such studies along these lines of an interreligious
approach, by the present writer and others, will not only contribute to…

Akademik Yazma ve Usul

Yazma ile doldurmayi istedigim bu yila baslarken yazma hakkinda yazarak baslamak istedim. Akademik yazma konusuyla ilgili olarak iki temel mesele uzerinde durulabilir: 1. usul, 2. uslub.

Usul ve uslub birbirine yakin ifadeler. Akademik bir metni olustururken o metnin o hale nasil geldigi, metni son sekline nasil getirdigimiz meselesini kastediyorum. Uslub ise usule nispeten cok daha sahsi, kisiye hastir. Bir metni okudugunuzda o metnin kim tarafindan yazildigi hakkinda yorum yapabiliyorsaniz bu uslubdur. Tartismali olarak iddia edebilirim ki, her bir (ciddi) akademisyen sayisi kadar farkli uslub olabilir, fakat usul bu kadar oznel [olmak zorunda] degildir. Diger taraftan yine tartismali olarak iddia edebilirim ki uslub sahibi olmak usul sahibi olmaktan daha zordur. Benim anladigim sekliyle, iki kavram arasindaki farka iliskin daha net olmak gerekirse, metni bir yemek olarak dusunebiliriz. Usul bu yemegin hazirlanip servis edilme asamasi, uslub da gorsel olarak sunumu ve lezzeti olabilir. Benim burada uzerine dusunecegim mesele usul yani metnin mutfak asamasi.

Surada iki tur yazma aliskanligindan bahsetmisim: birincisi planner, ikincisi drafter. Planner kulaga ne kadar hos geliyor di mi? Guzel guzel okumanizi yaparsiniz, sonra tikir tikir yazarsiniz. Cok istedim vaktiyle ama olmadi. Bana uymadi. Neden cok istedigimi de bilmiyorum. Yazmaya baslayinca okurken akllima gelen bahsetmek istedigim seyleri hep unuttum. Belki de yontemi dogru uygulayamadim. Meger ben bir ‘drafter’misim. Yazarken ayni zamanda dusunuyorum ya da dusunurken yaziyorum tipki su an yaptigim gibi. Oyle ki, en son ortaya cikan metin en bastakinden tamamen farkli da olabiliyor, hatta en son savundugum arguman bile en basta dusundugumden farkli olabiliyor. Asagida ham halde bir calisma taslagim var. Orada da goruldugu uzere once kafamda belirli sorularla yaklasmaya calistigim metni okurken buna paralel zamanda aklima gelen ya da onemli gordugum anahtar bir kac kelimeyi, cumleyi, alintiyi bos bir sayfaya yazarak basliyorum.

Screen Shot 2015-01-23 at 15.23.21

Daha sonra bu anahtar kelimeleri defalarca okuyup dusunuyorum, bir taraftan not almaya da devam ediyorum. Sonra sira anahtar ifadeleri kullanarak ya da bunlar uzerine dusunerek asil metni olusturmaya geliyor. Ayni sayfadan devam ediyorum ve aklima ne geldiyse yaziyorum. Buna aklima takilan sorular, metin icinde cevaplamam gerektigini dusundugum sorular ve vurgulamayi dusundugum noktalar da dahil. Aralarda buyuk bosluklar birakarak yazdigim bu taslagin ciktisini alip bir muddet sonra tekrar okuyorum, bu sefer kalemle gerekli duzeltmeleri yapiyorum, okurken mutlaka aklima farkli fikirler ya da yaklasimlar geliyor, aralardaki bosluklara eklemeler yapiyorum ve son halini veriyorum. Bu cikti alip kalemle duzeltme isini birkac kez tekrarlanmasi sonucunda son halini aliyor metnim.

Screen Shot 2015-01-23 at 15.54.30

Yazdigim hemen hemen herseyde bu yontemi uyguluyorum, bu blogda okudugunuz yazilar da dahil. Bunca zaman sonunda sunu anladim: bir yazma aliskanligi ancak tecrubeyle elde edilecek bir sey (surprise!). Akademik yazma usulu hakkinda madde madde siralanmis bir suru tavsiye bulabilirsiniz. Bazisi planli olmayi ogutler, dusunup tasinip oyle yazmaya baslayin der. Kimisi surada oldugu gibi bir yandan dusunup bir yandan yazmanin en etkili yol oldugunu iddia eder. Kendi tecrubemden yola cikacak olursam diyebilirim ki bir suru sey deneyip zamanla size en uygun ve verimli gelen yontem aliskanliginiz haline geliyor. Siz bile bunun farkina varmayabiliyorsunuz. Burada -benim kanaatimce- onemli olan bir nokta bir usul sahibi olmaya cabalamak. Bu da kendini tanimaya calismak ve usul meselesi uzerine uzun uzun dusunmekten geciyor. Benim yazma usulumun yanlis ya da dogru oldugu tartisilir tabi ki objektif noktadan bakildiginda. Fakat subjektif olarak dusundugumde bu zamana kadarki tecrubelerim dogrultusunda zihnimi toparlayabildigim en etkili yontemin bu oldugunu farkettim.

Giris’iyorum 2: Icerik

Doktora bitti, ismimin onune iki harf eklendi. Doktorayi basariyla tamamlamanin verdigi guvenle sanirim blogda daha rahat sekilde tavsiyelerde bulunabilecegim. Daha once tezin giris bolumu ve bu bolumun amaci ve onemine dair kisa bir yazi paylasmistim. yazinin basligini da “giris’iyorum 1” seklinde koyarak devaminin geleceginin isaretini vermisim. Tezimin giris bolumunun tez savunma jurim tarafindan da ozellikle begenildiginin vurgusunun verdigi gazla 2. kismi yani giris bolumunun icerigi hakkinda yazmaya karar verdim. Continue reading

duzenli yazma

tezinizin son donemlerinde en cok mesgul oldugunuz konu herhalde yazma olayidir. algida secicilik olsa gerek, gezindigim diger bloglarda son zamanlarda en dikkatimi ceken konu da bu. yazma asamasi gercekten hic de kolay olmayan bir surec. su aralar sanirsam gunluk belirli miktarda yazi yazma modasi cikmis, bununla ilgili o kadar cok yazi var ki… dikkatimi ceken nokta su aslinda, bunlarin cogu hergun belli miktarda bir yazma hedefini koymayi tavsiye ediyor. ben de bunu bir deneyeyim dedim ve duzene devam edildigi surece de basarili sonuc ortaya ciktigini gordum, diyebilirim. basta 300 kelime limiti koydum kendime. tabi her gun yazmadim, tembellik atilmasi zor bir yuk. ama yazdigim zaman 300’den fazla da yazabildigimi gorunce limitimi 500’e cikardim. ingiltere egitim sisteminde kelime sayisi dikkae alindigi icin bu cinsi esas aliyorum. bunu sayfa sayisi olarak da dusunebilirsiniz. aslinda limiti yuksek tutmak cok da faydali degil, cunku bu hedefe ulasamadiginizda moralinizi etkileyebiliyor, ulastiginizda ise kesinlikle cok guzel bir motivasyon oluyor ertesi gune baslarken.

ben hergun limitime ulasamiyorum hatta yazmadigim gunler de oluyor, demistim. ama bu yazma hedefine haftada 3 gun bile odaklansam cok isime yariyor. Takip ettigim bloglardan birinde bir arastirmadan bahsedildigini gordum, ilgimi cekti. uc grup akademisyenden bahsediliyor arastirmada. duzenli olarak yazmayan ve uzun zaman araliklarinda yazan bir grup akademisyenin senede ortalama 17 sayfa uretebildiklerini, baska bir grup akademisyenin gunluk belli bir miktar yazdiklari ve bunu da bir yere kaydettikleri taktirde yilda ortalama 64 sayfa urettikleri ve son grubun da gunluk belli miktarda yazdigini, bunun kaydini tuttugunu ve bunun yani sira kendilerini de birine karsi haftalik olarak bundan sorumlu tuttuklari taktirde bir senede 157 sayfa urettiklerini aktariyor. birini sorumlu tutmak ile anladigim kadariyla birine “hesap” verme, ne kadar yazdigindan birini duzenli olarak haberdar etme kastediliyor.*

bunlari da goz onunde bulundurarak duzenli olarak yazi yazmayi basarmada onemli oldugunu dusundugum birkac noktayi soyle ozetleyebilirim sanirim:

1. planlama. yatmadan evvel ya da o gun calismayi birakmadan evvel, ertesi gun calismamin hangi kismindan baslayacagimi dusunmek hatta gorebilecegim bir yere not etmek, ertesi gun calismaya baslarken vakit ve dikkat kaybini onlemesinin yanisira bir de zihnim calismama odaklanmis oldugu bir sirada nereyi calismam gerektigini daha iyi tespit edebildigim icin dogru yerden baslamami sagliyor.

2. kayit. biraz once aktardiklarimda oldugu gibi o gun ne kadar yazdiginizi bir yere kaydetmek gerceken gelisiminizi gozlemlemenizde cok iyi oluyor. ayrica bu tur seylerde sizinle benzer surecten gecen insanlarla irtibatta olmak da motivasyon acisindan iyi oluyor.

3. ertelememe. erteleme isi ben dahil bircok insanin derdi oldugunu biliyorum. aksam yaparim yarin yaparim aliskanligindan kurtulmada cok etkili olsa da bu gunluk yazi yazma hedefi, bazen gunun gec vakitlerine ertelediginizde basarisizlikla sonuclanabiliyor. o yuzden yazma isine gune basladiginiz ilk saatlerde giris yapmak oldukca onemli. aksama erteleyip, uykum geldigim icin hic yazamadan gunu noktaladigim zamanlar sadece moralim bozulmuyor, ayni zamanda da gun boyu erteledigim sey aklimda oldugu icin gunumu de zehir edebiliyorum.

bu isin muhtemel zorluklarina gelince, oncelikle ne yazacaginizi bilmediginiz zamanlar olabiliyor. ozellikle bu tur problemler bu ise baslamadan once akla gelebiliyor. ben, eger arastirmaci iseniz, mutlaka uzerine yazilabilecek bir konunuzun oldugunu dusunuyorum. en kotu ihtimalle biraz vakit ayrilip bir veya birkac makale okunup onun uzerine birkac cumle yazilabilir. zaten bir doktora tezinde bulunmasi gereken en onemli unsurlardan biri de suphesiz ki literatur uzerine az cok elestiri sunmaktir.

yazmak akademinin ayrilmaz bir parcasi oldugu icin uzerine emek harmanmaya ve kafa yorulmaya deger bir aktivite. sizin uyguladiginiz bir yontem varsa yazili urun uretmek uzerine, lutfen paylasiniz.

bir sonraki yaziyi yeni ogrendigim bir calisma teknigi uzerine yazmayi planliyorum. oncesinde emin olmak icin bu hafta teknigi deneyecegim.

saglicakla…

* ayrintilar icin bakiniz http://getalifephd.blogspot.co.uk/2010/05/seven-ways-you-can-write-every-day.html

mesele 2: yazma sureci (II)

bu yazi,  mesele 1: problem tesbiti ve mesele 2: yazma sureci (I) baslikli yazilarin devami olarak yayinlanmistir.

akademik ortamda basa gelen sorunlarin da basinda gelen sorunun akademik yazma oldugunu coook onceden soylemistik. akademik yazma sorununun basinda gelen sorunun ise oncelikle problemin tesbiti, sonralikla da yazma sureci oldugunu dusundugumuzu de belirtmistik. sonra da yazma sureci kismini yarim birakip tekrar devam edecegimizin sozunu vermistik. ayni zamanda da How to Write a Better Thesis adli kitaptan faydalanarak bunlara cozum aradigimizi coktaaan yazmistik.

simdi gelelim asil meseleye:

konuya dair yayinladigimiz bir onceki yazi, daha cok akademik bir calismanin taslaginin cikarilmasi ve anahatlarinin ortaya konulmasina yardimci bilgiler icermekteydi. her bir bolumun birbirleriyle olan tutarliligi ve calismanin amacindan sapmadan, konuyu dagitmadan arastirma problemine odaklanilmasinin onemi vurgulanan hususlardan idi. simdi ise bahsettigimiz kitaba gore, her bir bolumu yazmaya basladiktan sonra ve yazilmasi suresince goz onunde bulundurulabilecek birkac tavsiye var paylasmak istedigim:

kitap diyor ki,

ey arastirmaci!

1. erken ve sık yaz. araştırmayla yazmanı paralel tut.

2. önce giriş bölümünü yaz, daha sonra diğer bölümleri yazdıkça bu giriş bölümüne geri dön.

3. her bir bölümün başında okuyucuya, bu bölümün neden tezde yer aldığını, neyi nasıl elde ettiğini açıkla.

4. bölümü giriş kısmında belirtilen amaç doğrultusunda mantık çerçevesinde ilerlet.

5. sonuç kısmının özetten ziyade bulgular üzerinde güçlü bir sonuç olmasına dikkat et.

6. sonuç kısmında belirtilen bulguların asıl metin içerisinde bahsi geçtiğini kontrol et.

7. bu sonuçların giriş bölümünde ifade olunan amaçla örtüşüp örtüşmediğini kontrol et.

kendi tecrubeme dayanarak soyluyorum ki, bu incelikleri goz onunde bulundurmadan yazdigim yazilarda danismanlarimdan en cok duydugum elestiri yazarken odaklanma problemimin oldugudur. fakat bu maddeleri goz onunde bulundurarak verdigim yazilar genelde onay almistir danismanlarim tarafindan…

boylelikle bu yazi dizisi de sona erdi. yeni yazi dizilerinde gorusmek uzere…

mesele 2: yazma süreci

daha önce akademik ortamda karşılaştığımız meselelerden problem tesbiti ile ilgili bir şeyler paylaşmıştım. bir diğer mesele ise, yazma süreci.

yurtdışında öğrenim görmek isteyen her öğrenci ya toefl ya da ielts tarzı, yabancı dil merkezli bir sınav almak zorunda. ben ielts’e girdim yıllar önce. sınav kitapçığının sonunda yazma ile ilgili bir kısım bulunuyor ve sizden 250 (350 de olabilir tam hatırlayamıyorum) kelimeyi geçmeyecek şekilde, verilen konuda bir parça yazmanız isteniyor. eğer sınavdan yeterli bir sonuç almışsanız master ya da doktora öğreniminize gönül rahatlığıyla başlayabiliyorsunuz. eğer bu sürecin başındaysanız bu gönül rahatlığının tadını doya doya çıkarmanızı tavsiye ederim. zira, okula başladıktan sonra pek rahatlık kalmıyor. ben masterdan başladım ve başladıktan yaklaşık iki ay sonra benden, aldığım her bir ders için 6000 kelimelik bir makale yazmam istendi. neredeyse sözel ağırlıklı her bölümde karşılaşılacak cinsten bir olay bu. çok da büyütmeye gerek yok. hatta ben birçok diğer arkadaştan daha şanslıydım, zira üstüne bir de sınava girmem gerekmiyordu. haa, 250 kelimelik ielts yazısı mı? peeeeh 🙂

öyle ya da böyle atlatıyorsunuz bu dönemi. sonuçta kime dert yanacaksınız? neyi dert yanacaksınız? masterı bitiremeyen kimseyi hatırlamıyorum.

master, doktoradan daha yoğun geçen bir dönem. iki gün rahat geçirseniz beş gün canınıza okur. ama iyi yanı şu ki, size doktorada olduğu gibi büyük beklentilerle yaklaşmıyorlar.

yukarıdaki karikatürü ilk gördüğümde çok beğenmiştim. yalnızca biz yabancı öğrencilerin değil, herhangi bir öğrencinin dahi yazma konusunda problemleri olabileceğini anlattığını en azından delillendirdiğini düşünmüştüm. yüreğime su serpildi :p

diğer taraftan, asıl mesele şu ki, akademik yazma deyince yalnızca anlamlı kelimeleri bir araya getirip afilli cümleler kurmak değil kastedilen. o cümlelerin birbirleriyle sağladıkları bütünlük de değil tek mesele.

benim değinmek istediğim, meselenin şu yanı ki, yazdığımız yazıda bizden belirli argümanlarla yola çıkmamız, bu argümanları tutarlı bir şekilde savunmamız, yeri geldiğinde mevcut literatürü eleştirmemiz ve tutarlı bir sonuca varmamız beklenmekte. Ben de dahil, tahminimce birçok doktora öğrencisinin sıkıntısının kaynağı da konsantre olup bir türlü yazmaya başlayamama…

yöntem, metod, kural gibi konular içeren kitaplara eskiden beri pek itimat etmezdim. ama gördüm ki, akademik hayat kural, disiplin ve metoddan ayrı düşünülemeyen bir dünya imiş. bir yerde karşılaştığım bir tavsiye üzerine how to write a better thesis adlı kitabı edindim. kitabın “güçlü bir başlangıç yapma” başlıklı bölümünü de oldukça faydalı buldum. amacım bu bölümden dikkatimi çeken birkaç tavsiyeyi yine bir dizi yazıda sizinle paylaşmak. aslında bu tarz kitaplarda ya da seminerlerde okuduğumuz ya da duyduğumuz birçok şey zaten bildiğimiz yahut biraz düşünsek çözebileceğimiz türden şeyler. hatta, eşim, bu tarz kitapları okuyarak harcağı vakti kendi araştımasıyla alakalı birkaç makale okumakla geçirmesinin daha uygun olduğunu düşünenlerden. hak vermek oldukça mümkün. fakat bazen, bazı şeyleri derli toplu önümüze sunulmuş somut bir şekilde görmek farkına varmamızı daha kolay hale getirebiliyor. en azından sanırım benim için öyle…

                                                * * * * *

bir araştırmacıdan beklenen şey öncelikle bir hipotezle yola çıkmasıdır ve daha sonra bu hipotezini sınamasıdır. kitaba göre bu sınama süreci akılcı ve yaratıcı düşüncenin bir karışımı olarak karşımıza çıkar ve yazmaya başlamak konusunda problemle karşılaşılmasının asıl sebebi, beynimizin yaratıcı kısmı ile akılcı kısmı arasındaki çatışmadan doğmaktadır. yazmaya başlayabilmek için de bu çatışmanın/gerilimin öncelikle bir çözüme kavuşturulması gerekmektedir. bu noktada, kitap, tabir yerindeyse akıl-ruh geriliminin hallolması amacı doğrultusunda birkaç tavsiye sunmakta:

  • teziniz hakkında akılcı düşünme

bu konuda başta gelen öneri tezin yapısı (thesis structure) üzerine sergilenmiş. kitap, her tez için geçerli olan kesin bir yapının olmadığını savunmakla birlikte, ideal bir tezin, okuyucuyu amaçtan sonuca mümkün olan en net ve direk şekilde ulaştıracak şekilde bir yapıya sahip olması gerektiğini savunmakta. fizik, biyoloji, sosyal bilimler ve çoğu insan bilimleri alanında uygulanabilir bir de tez yapısı örneği sunmakta:

tabloya göre, standart bir tez yapısı dört parçadan oluşuyor ve her bir parça da birden fazla bölüm (chapter) içerebiliyor. oklar da parçalar arasındaki mantık örgüsünü ifade ediyor imiş.

birinci parça giriş. burada fazla dallandırıp budaklandırmadan meseleyi araştırmamızı tabloda görülen meseleler bağlamında tanıtmamız bekleniyormuş bizden.

ikinci parça arkaplan aşaması. burada da amaç yine konuyu dağıtmadan araştırmamızı belirli bir yere oturtmak, bu zamana kadar ne olup bittiğine dair okuyucuya bir ön bilgi sağlamak ve eğer alan araştırması ise üzerinde çalışılan, bu alanla ilgili tanıtıcı bilgi vermek.

üçüncü parça araştırmanın merkezini teşkil etmekte. burada arka planda da az biraz değinilen ve kafada bırakılan soruları cevaplamaya yönelik anketler, deneyler ya da tartışmalar ortaya konulmalı.

dördüncü parça yani sentez parçası ise bizim konuya olan katkımızı ortaya koymaya yönelik bir parça. genellikle bir tartışma kısmı içerir ve arkaplanda özetlenen bilgi ışığında kendi sonuçlarımızı sınamaya yöneliktir. bu bölüm aynı zamanda birinci parçada ifade edilen amaca da karşılık gelmeli yani onunla örtüşmeli.

bu tabloya bağlı olarak yapılan çalışmanın başarılı bir yapıya sahip olacağını iddia ediyor kitap. bunu hallettikten sonra da halledilmesi gereken başka konulara da değiniyor. bunları da ömrümüz vefa eder de bir daha yazmak nasip olursa, başka bir yazıda paylaşmayı planlıyorum. her zamanki gibi yorum ve paylaşımlarınızdan memnuniyet duyarım.

…devam edecek…