Hal-i pur melal

Aside

En sonuncu yazimi aylar once yazmisim. Cok ihmal ettigimin farkindayim burayi. Fakat doktora ile ilgili bir seyler yazmadan evvel doktorayi bitirmis olmak gerektigini farkettim. Biraz da o yuzden yazmadim buraya uzun suredir bir seyler. Tezimi teslim etmem icin tam iki ay surem kaldi. Su siralar sonuc bolumu ile ugrasmaktayim. Bundan sonra butun bolumler uzerinden tekrar gecip danismanlarima bir tez taslagi gonderecegim. Onlarin da yorumlari ve elestirileri dogrultusunda gerekli degisiklikleri yaparak teslim edecegim insallah. Bundan sonra da tez savunmasi… vs. sureci baslayacak. Bolca duaya ihtiyacim var. Selam ederim.

Doktora Yapmamak icin 100 Sebep

Gecenlerde bir blogla karsilastim, adi “100 Reasons NOT to Go to Graduate School”. Blogun amaci yalnizca doktora yapmamak icin 100 sebep siralamak. Henuz 88. sebepte. Asagidaki liste de bu blogdan. Bana bu sebepler icinde oldukca mantikli gelenler var. Ozellikle doktora ogrencisi olmanin yol acabilecegi ekonomik problemler ve hayata ortalama 30 yasindan sonra atilmak olabilir. 10, 15, 17, 29, 36, 46, 68, 69, 79, 80 benim favorilerim. Ama hepsinden ote bir gercek var, baska bir isle ugrasmak mutlu edecek mi? Doktora, tam bir varolussal paradoks ­čÖé Continue reading

fasila

ben tekrar donene kadar siz,

T├╝rkiyeÔÇÖde bilgi ├╝retmesi gereken ├╝niversite ve akademi ├╝zerine yeterince ÔÇťbilgi ├╝retilmemesiÔÇŁ hepimizce bilinen bir sorun. Son d├Ânemde a├ž─▒lan onlarca vak─▒f (holding?) ve devlet ├╝niversitesinin ├Âzelde y├╝ksek├Â─čretim sistemini ve genelde T├╝rkiyeÔÇÖnin akademik topografyas─▒n─▒ nas─▒l d├Ân├╝┼čt├╝rd├╝─č├╝ne; bu prefabrik ev montaj─▒na benzer s├╝rate sahip ├╝niversite in┼čas─▒n─▒n, uzun vadede hangi yap─▒sal de─či┼čimlere/de─či┼čikliklere gebe oldu─čuna dair ├žok fazla analize ihtiya├ž varken, bu ihtiyac─▒n kesifli─čiyle ters orant─▒l─▒ bir ├žorakl─▒k i├žinde ya┼čamaktay─▒z. B├╝y├╝k┼čehirlerin g├Ârkemli ├╝niversitelerine s─▒rt─▒m─▒z─▒ verip ufak ┼čehirlerin, yeni ve f├╝tursuzca at─▒lgan ├╝niversitelerine geldi─čimizdeyse, bu ├žorakl─▒k, b├╝y├╝yerek dipsiz bir kuyu halini al─▒yor. Ta┼čra ├╝niversiteleri s├Âz konusu oldu─čunda ÔÇťorada bir ├╝niversite var uzaktaÔÇŁ bile denilmiyor. Hakikaten ÔÇťoradaÔÇŁ ya da ÔÇťburadaÔÇŁ neler oluyor?

diye baslayan  akademik-tasra adli  yazi dizisine bir goz ativerin. 
 
saglicakla…

zilin calmasina kac dakka var?

(the new yorker/ cartoon of the day  http://www.newyorker.com/humor/issuecartoons/2012/05/21/cartoons_20120514#slide=11 )

yukaridaki karikatur bana cok manidar geldi. ne zaman tatili yasamam ne zaman beni bekleyen islere kafa yormam gerektigini dengeleyemeyenlerdenim, serbest cagrisimla her an yapmam gereken isleri hatirlayip vaktimi zehir edebilirim. once tatilin gelmesini iple cekerim, sonra da islerimi tamamlayamadigim gibi bir de tatil olarak gecirdigim vakti de heba ederim. turkiye yolculuklarima yiginla kitap ve makaleyle gidip kapak acmadan dondugum ve bosu bosuna hamallik ettigim cok oluyor. bir cok arkadasimin da ayni sorundan dolayi basinin agridigina sahit oldum.

peki bu dertten kurtulmanin en kolay yolu ne olabilir, bu soruya verebilecegim hazir bir cevabim yok, fakat bunun uzerine yazili olarak dusunmenin ise yarayabilecegine inaniyorum. sanirim bu sorunun cevabina, sorunun tam olarak tespitini yaparak yani neyin yanlis gittigini tartisarak baslanmali. yanlis giden hic suphesiz su ki, dinlenmekle gecirilmesi planlanan vakti surekli yetistirilmesi gereken isleri dusunerek zihni mesgul ediyor olmak. diger taraftan, calisarak gecirilmesi gereken vakti de luzumsuz islerle geciriyor olmak. burada bir dengesizlik ve duzensizlik oldugu asikar. fakat gercek su ki eger belli bir vakti tatil olarak ayirmaya karar vermissek onun da hakkini vermek icab eder.  o halde onumuzde iki secenek var:

1.┬áyetistirilmesi gerekenleri vaktinde ve duzenli bir sekilde calisarak tamamlayip en sonunda tatili haketmek, alni acik, gogsunu gere gere eglenmek ve sayili gunlerin hic bitmemesi icin dua etmek…

2. bir sekilde (!) yetistirilemeyen isleri bir kenara koyup, tatil sonrasinda bomba gibi donme sozu vererek, cok cok acil olmadigi muddetce calisma ya da arastirmayla alakali soyut veya somut hicbir seyi beraberinde goturmemek.

3. yok, zihnimi islerimi dusunmekten alikoyamiyorum diyorsaniz, tatil suresini en fazla 1 hafta olarak gerceklestirmek herhalde mantikli olur.

birinci secenek ideal, ikinci secenek reel, ucuncu secenekse uygulanabilir geliyor sanirim bana…

her uc durumda da kacinilmasi gereken fakat illet gibi de yaygin olan bir davranisa ornek olarak:

“Like many writers, I have rituals. Before writing, I pour coffee, open the window by my desk, and attempt to read the entire internet.”

(twitted by @Katy_Read)

yazan ne niyetle yazmis bilmem ama bende ironik olarak yazilmis hissi uyandirdi.

­čÖé

incelikler yuzunden…

arada bir aklima takilmiyor degil: bir doktorayi bitirebilmek icin acaba ne gibi ozelliklere sahip olmak gerekiyor? ne duzeyde bir zeka gerekiyor? acaba bende akademik calisma yetenegi mi eksik? bu tarz sorular genelde calismamda bir yerlerde takildigim zamanlarda geliyor aklima nedense. soruyorum kendi kendime: arkadasim senin olayin ne? ­čÖé kolaya kacip, belki de ben bu isler icin yaratilmamisim diyorum, tabi sonra kendime geliyorum, zira kendimi baska bir meslegi icra ederken dusunemiyorum.

doktora derecesi alabilmek icin ya da akademik calisma yapabilmek icin yuksek bir zekaya sahip olunmasi gerektigini dusunmuyorum. yani normal bir iq’ya sahip her insan yapabilir ama diger yandan sonradan edinilmis bir takim yetenekleri haiz olmasi sartini unutmamak lazim.

bence bunlarin basinda caliskanlik ve sorumluluk duygusunun gelismis olmasi geliyor. lisedeki ya da universitedeki “az calisip yuksek not alma” olayinin karizmasi da birden sonuveriyor bu durumda. ya da “bizim cocuk zeki ama calismiyor” mazeretini bir anda gecersiz kiliyor. ne kadar emek o kadar ekmek bu camiada ­čÖé

ikinci, sonradan mi kazanilir yoksa dogustan mi gelir sorusuna net bir cevap veremedigim nitelik analitik, sistematik ve elestirel dusunme yetenegi. elestirel dusunme derken herseyi elestiren, her isin altinda bir bit yenigi arayan ideolojiler ile beslenmis dar bir elestiri faktorunden bahsetmiyorum tabi ki. akademik elestirinin seviyeleri vardir, uslubu vardir ve pozitif katki yapmayi amaclar. bu ozelligin pek tabi ki de dogustan gelen belli bir zeka seviyesine ihtiyaci ve dogustan gelen bir yetenege (belki sozel bilimlere olan yatkinlik) bagliligi vardir ama sonradan da gelistirilebilecek oldugunu dusunuyorum. bunu doktorasinin son asamasina gelmis arkadaslar daha iyi anlayacaklardir.

zaman yonetimi, bana gore, bir diger onemli unsur akademik calismalar icin. bunu aslinda caliskanlikla ya da sorumluluk duygusuyla da iliskilendirebiliriz ama sanirim basli basina bir unsur olarak ele almak, zaman yonetimi yeteneginin onemini vurgulamak acisindan daha mantikli olacaktir. zaman yonetimini basariyla gerceklestiren insanlarin hayatlarindaki duzen bir cogunuzun dikkatini cekmistir eminim. isin asli, galiba zaman yonetimi yetenegi biraz da mesguliyetlerin artmasi ile gelistirilebilecek bir sey. ama diger taraftan yalnizca yogun mesguliyetlerin oldugu zamanlar degil, bir yasam tarzi olarak zamani mantikli kullanmayi basarmak sanirim mesguliyetleri de dengeleyecektir yani bazi zamanlar bombos bazi zamanlar sabalara kadar calisma gereksinimini ortadan kaldiracaktir. zamandan baska hicbir sermayemiz yok.

bir diger unsur da bir yerlerde hatta bir cok yerlerde okudugum kadariyla gunluk duzenli olarak bir miktar yazi yazmak. yazilan seyin ne kadar dogru ya da saglam oldugu onemli degil. amac yazma yeteneginin gelismesi ve zihnin belli bir sure bir yere odaklanarak fikir uretmesi. bir nevi zihin jimnastigi, belki de. yazdikca yazma yeteneginin gelistigi su goturmez bir gercek. benim tezimle alakali olarak gunluk yazma hedefim en az 300 kelime. ama maalesef hergun yaz(a)miyorum. belki bu blogda paylastiklarim biraz beni kendime getirir. oyle umuyorum. o yuzden biraz da bu blogda yazi yazmayi seviyorum. bu tarz meseleler uzerinde dusunmek, hatta belki dusundurmek iyi geliyor.

akademik alanda sahip olunmasi gereken nitelikler varsa aklinizda paylamanizi dilerim. haa yok ben sana katilmiyorum, bence normalin ustunde zeka gerekir akademik basari icin diyorsaniz, onu da paylasmanizi dilerim…