‘Giris’iyorum 1: Amac ve Onem

Tezimin giris kismini yazmayi sona birakmistim, daha dogrusu sona birakmaya mecbur kaldim. Henuz tezimin sonuna gelmedim ama danismanima gonderdigim bolumlerden sonra onun bana cevap yazmasina kadar gecen sureyi giris bolumu uzerine dusunmekle/calismakla geciriyorum. Simdi, umit ediyorum ki bu yazi ve devami benim, tezimin giris bolumu uzerine daha yogun dusunmemi saglayacak. Yazarak dusunenlerdenim… Continue reading

Advertisements

Akademik Yazma Ayi

Dunyanin bir suru yerinden doktora ogrencileri bir araya gelmisler ve Kasim ayini akademik yazma ayi ilan etmisler. Konuya dair yorumlarini da Twitter’da #AcWriMo etiketi altinda paylasmislar. Bu etiket bir nevi orgutlenme araci.

Benim bu prgutlenme olayindan yeni haberim oldu, hemen olaya dahil oldum. Su adreste olay daha net gorunmekte: http://studiousnetwork.com/  Continue reading

bir akademik paylasim yontemi olarak sosyal medya

son zamanlarda sosyal medyanin (facebook, twitter, bloglar…vs.) ne kadar populer oldugundan bahsetmem. bu tip ortamlarin insanin sosyal hayatini ne kadar etkiledigini, olumlu ya da olumsuz yanlarini da tartismam. hayatin ortasina cup diye oturmus bu gercekleri nasil en isime yarar sekilde kullanirim, ona kafa yorarim . Continue reading

duzenli yazma

tezinizin son donemlerinde en cok mesgul oldugunuz konu herhalde yazma olayidir. algida secicilik olsa gerek, gezindigim diger bloglarda son zamanlarda en dikkatimi ceken konu da bu. yazma asamasi gercekten hic de kolay olmayan bir surec. su aralar sanirsam gunluk belirli miktarda yazi yazma modasi cikmis, bununla ilgili o kadar cok yazi var ki… dikkatimi ceken nokta su aslinda, bunlarin cogu hergun belli miktarda bir yazma hedefini koymayi tavsiye ediyor. ben de bunu bir deneyeyim dedim ve duzene devam edildigi surece de basarili sonuc ortaya ciktigini gordum, diyebilirim. basta 300 kelime limiti koydum kendime. tabi her gun yazmadim, tembellik atilmasi zor bir yuk. ama yazdigim zaman 300’den fazla da yazabildigimi gorunce limitimi 500’e cikardim. ingiltere egitim sisteminde kelime sayisi dikkae alindigi icin bu cinsi esas aliyorum. bunu sayfa sayisi olarak da dusunebilirsiniz. aslinda limiti yuksek tutmak cok da faydali degil, cunku bu hedefe ulasamadiginizda moralinizi etkileyebiliyor, ulastiginizda ise kesinlikle cok guzel bir motivasyon oluyor ertesi gune baslarken.

ben hergun limitime ulasamiyorum hatta yazmadigim gunler de oluyor, demistim. ama bu yazma hedefine haftada 3 gun bile odaklansam cok isime yariyor. Takip ettigim bloglardan birinde bir arastirmadan bahsedildigini gordum, ilgimi cekti. uc grup akademisyenden bahsediliyor arastirmada. duzenli olarak yazmayan ve uzun zaman araliklarinda yazan bir grup akademisyenin senede ortalama 17 sayfa uretebildiklerini, baska bir grup akademisyenin gunluk belli bir miktar yazdiklari ve bunu da bir yere kaydettikleri taktirde yilda ortalama 64 sayfa urettikleri ve son grubun da gunluk belli miktarda yazdigini, bunun kaydini tuttugunu ve bunun yani sira kendilerini de birine karsi haftalik olarak bundan sorumlu tuttuklari taktirde bir senede 157 sayfa urettiklerini aktariyor. birini sorumlu tutmak ile anladigim kadariyla birine “hesap” verme, ne kadar yazdigindan birini duzenli olarak haberdar etme kastediliyor.*

bunlari da goz onunde bulundurarak duzenli olarak yazi yazmayi basarmada onemli oldugunu dusundugum birkac noktayi soyle ozetleyebilirim sanirim:

1. planlama. yatmadan evvel ya da o gun calismayi birakmadan evvel, ertesi gun calismamin hangi kismindan baslayacagimi dusunmek hatta gorebilecegim bir yere not etmek, ertesi gun calismaya baslarken vakit ve dikkat kaybini onlemesinin yanisira bir de zihnim calismama odaklanmis oldugu bir sirada nereyi calismam gerektigini daha iyi tespit edebildigim icin dogru yerden baslamami sagliyor.

2. kayit. biraz once aktardiklarimda oldugu gibi o gun ne kadar yazdiginizi bir yere kaydetmek gerceken gelisiminizi gozlemlemenizde cok iyi oluyor. ayrica bu tur seylerde sizinle benzer surecten gecen insanlarla irtibatta olmak da motivasyon acisindan iyi oluyor.

3. ertelememe. erteleme isi ben dahil bircok insanin derdi oldugunu biliyorum. aksam yaparim yarin yaparim aliskanligindan kurtulmada cok etkili olsa da bu gunluk yazi yazma hedefi, bazen gunun gec vakitlerine ertelediginizde basarisizlikla sonuclanabiliyor. o yuzden yazma isine gune basladiginiz ilk saatlerde giris yapmak oldukca onemli. aksama erteleyip, uykum geldigim icin hic yazamadan gunu noktaladigim zamanlar sadece moralim bozulmuyor, ayni zamanda da gun boyu erteledigim sey aklimda oldugu icin gunumu de zehir edebiliyorum.

bu isin muhtemel zorluklarina gelince, oncelikle ne yazacaginizi bilmediginiz zamanlar olabiliyor. ozellikle bu tur problemler bu ise baslamadan once akla gelebiliyor. ben, eger arastirmaci iseniz, mutlaka uzerine yazilabilecek bir konunuzun oldugunu dusunuyorum. en kotu ihtimalle biraz vakit ayrilip bir veya birkac makale okunup onun uzerine birkac cumle yazilabilir. zaten bir doktora tezinde bulunmasi gereken en onemli unsurlardan biri de suphesiz ki literatur uzerine az cok elestiri sunmaktir.

yazmak akademinin ayrilmaz bir parcasi oldugu icin uzerine emek harmanmaya ve kafa yorulmaya deger bir aktivite. sizin uyguladiginiz bir yontem varsa yazili urun uretmek uzerine, lutfen paylasiniz.

bir sonraki yaziyi yeni ogrendigim bir calisma teknigi uzerine yazmayi planliyorum. oncesinde emin olmak icin bu hafta teknigi deneyecegim.

saglicakla…

* ayrintilar icin bakiniz http://getalifephd.blogspot.co.uk/2010/05/seven-ways-you-can-write-every-day.html

mesele 2: yazma sureci (II)

bu yazi,  mesele 1: problem tesbiti ve mesele 2: yazma sureci (I) baslikli yazilarin devami olarak yayinlanmistir.

akademik ortamda basa gelen sorunlarin da basinda gelen sorunun akademik yazma oldugunu coook onceden soylemistik. akademik yazma sorununun basinda gelen sorunun ise oncelikle problemin tesbiti, sonralikla da yazma sureci oldugunu dusundugumuzu de belirtmistik. sonra da yazma sureci kismini yarim birakip tekrar devam edecegimizin sozunu vermistik. ayni zamanda da How to Write a Better Thesis adli kitaptan faydalanarak bunlara cozum aradigimizi coktaaan yazmistik.

simdi gelelim asil meseleye:

konuya dair yayinladigimiz bir onceki yazi, daha cok akademik bir calismanin taslaginin cikarilmasi ve anahatlarinin ortaya konulmasina yardimci bilgiler icermekteydi. her bir bolumun birbirleriyle olan tutarliligi ve calismanin amacindan sapmadan, konuyu dagitmadan arastirma problemine odaklanilmasinin onemi vurgulanan hususlardan idi. simdi ise bahsettigimiz kitaba gore, her bir bolumu yazmaya basladiktan sonra ve yazilmasi suresince goz onunde bulundurulabilecek birkac tavsiye var paylasmak istedigim:

kitap diyor ki,

ey arastirmaci!

1. erken ve sık yaz. araştırmayla yazmanı paralel tut.

2. önce giriş bölümünü yaz, daha sonra diğer bölümleri yazdıkça bu giriş bölümüne geri dön.

3. her bir bölümün başında okuyucuya, bu bölümün neden tezde yer aldığını, neyi nasıl elde ettiğini açıkla.

4. bölümü giriş kısmında belirtilen amaç doğrultusunda mantık çerçevesinde ilerlet.

5. sonuç kısmının özetten ziyade bulgular üzerinde güçlü bir sonuç olmasına dikkat et.

6. sonuç kısmında belirtilen bulguların asıl metin içerisinde bahsi geçtiğini kontrol et.

7. bu sonuçların giriş bölümünde ifade olunan amaçla örtüşüp örtüşmediğini kontrol et.

kendi tecrubeme dayanarak soyluyorum ki, bu incelikleri goz onunde bulundurmadan yazdigim yazilarda danismanlarimdan en cok duydugum elestiri yazarken odaklanma problemimin oldugudur. fakat bu maddeleri goz onunde bulundurarak verdigim yazilar genelde onay almistir danismanlarim tarafindan…

boylelikle bu yazi dizisi de sona erdi. yeni yazi dizilerinde gorusmek uzere…

mesele 2: yazma süreci

daha önce akademik ortamda karşılaştığımız meselelerden problem tesbiti ile ilgili bir şeyler paylaşmıştım. bir diğer mesele ise, yazma süreci.

yurtdışında öğrenim görmek isteyen her öğrenci ya toefl ya da ielts tarzı, yabancı dil merkezli bir sınav almak zorunda. ben ielts’e girdim yıllar önce. sınav kitapçığının sonunda yazma ile ilgili bir kısım bulunuyor ve sizden 250 (350 de olabilir tam hatırlayamıyorum) kelimeyi geçmeyecek şekilde, verilen konuda bir parça yazmanız isteniyor. eğer sınavdan yeterli bir sonuç almışsanız master ya da doktora öğreniminize gönül rahatlığıyla başlayabiliyorsunuz. eğer bu sürecin başındaysanız bu gönül rahatlığının tadını doya doya çıkarmanızı tavsiye ederim. zira, okula başladıktan sonra pek rahatlık kalmıyor. ben masterdan başladım ve başladıktan yaklaşık iki ay sonra benden, aldığım her bir ders için 6000 kelimelik bir makale yazmam istendi. neredeyse sözel ağırlıklı her bölümde karşılaşılacak cinsten bir olay bu. çok da büyütmeye gerek yok. hatta ben birçok diğer arkadaştan daha şanslıydım, zira üstüne bir de sınava girmem gerekmiyordu. haa, 250 kelimelik ielts yazısı mı? peeeeh 🙂

öyle ya da böyle atlatıyorsunuz bu dönemi. sonuçta kime dert yanacaksınız? neyi dert yanacaksınız? masterı bitiremeyen kimseyi hatırlamıyorum.

master, doktoradan daha yoğun geçen bir dönem. iki gün rahat geçirseniz beş gün canınıza okur. ama iyi yanı şu ki, size doktorada olduğu gibi büyük beklentilerle yaklaşmıyorlar.

yukarıdaki karikatürü ilk gördüğümde çok beğenmiştim. yalnızca biz yabancı öğrencilerin değil, herhangi bir öğrencinin dahi yazma konusunda problemleri olabileceğini anlattığını en azından delillendirdiğini düşünmüştüm. yüreğime su serpildi :p

diğer taraftan, asıl mesele şu ki, akademik yazma deyince yalnızca anlamlı kelimeleri bir araya getirip afilli cümleler kurmak değil kastedilen. o cümlelerin birbirleriyle sağladıkları bütünlük de değil tek mesele.

benim değinmek istediğim, meselenin şu yanı ki, yazdığımız yazıda bizden belirli argümanlarla yola çıkmamız, bu argümanları tutarlı bir şekilde savunmamız, yeri geldiğinde mevcut literatürü eleştirmemiz ve tutarlı bir sonuca varmamız beklenmekte. Ben de dahil, tahminimce birçok doktora öğrencisinin sıkıntısının kaynağı da konsantre olup bir türlü yazmaya başlayamama…

yöntem, metod, kural gibi konular içeren kitaplara eskiden beri pek itimat etmezdim. ama gördüm ki, akademik hayat kural, disiplin ve metoddan ayrı düşünülemeyen bir dünya imiş. bir yerde karşılaştığım bir tavsiye üzerine how to write a better thesis adlı kitabı edindim. kitabın “güçlü bir başlangıç yapma” başlıklı bölümünü de oldukça faydalı buldum. amacım bu bölümden dikkatimi çeken birkaç tavsiyeyi yine bir dizi yazıda sizinle paylaşmak. aslında bu tarz kitaplarda ya da seminerlerde okuduğumuz ya da duyduğumuz birçok şey zaten bildiğimiz yahut biraz düşünsek çözebileceğimiz türden şeyler. hatta, eşim, bu tarz kitapları okuyarak harcağı vakti kendi araştımasıyla alakalı birkaç makale okumakla geçirmesinin daha uygun olduğunu düşünenlerden. hak vermek oldukça mümkün. fakat bazen, bazı şeyleri derli toplu önümüze sunulmuş somut bir şekilde görmek farkına varmamızı daha kolay hale getirebiliyor. en azından sanırım benim için öyle…

                                                * * * * *

bir araştırmacıdan beklenen şey öncelikle bir hipotezle yola çıkmasıdır ve daha sonra bu hipotezini sınamasıdır. kitaba göre bu sınama süreci akılcı ve yaratıcı düşüncenin bir karışımı olarak karşımıza çıkar ve yazmaya başlamak konusunda problemle karşılaşılmasının asıl sebebi, beynimizin yaratıcı kısmı ile akılcı kısmı arasındaki çatışmadan doğmaktadır. yazmaya başlayabilmek için de bu çatışmanın/gerilimin öncelikle bir çözüme kavuşturulması gerekmektedir. bu noktada, kitap, tabir yerindeyse akıl-ruh geriliminin hallolması amacı doğrultusunda birkaç tavsiye sunmakta:

  • teziniz hakkında akılcı düşünme

bu konuda başta gelen öneri tezin yapısı (thesis structure) üzerine sergilenmiş. kitap, her tez için geçerli olan kesin bir yapının olmadığını savunmakla birlikte, ideal bir tezin, okuyucuyu amaçtan sonuca mümkün olan en net ve direk şekilde ulaştıracak şekilde bir yapıya sahip olması gerektiğini savunmakta. fizik, biyoloji, sosyal bilimler ve çoğu insan bilimleri alanında uygulanabilir bir de tez yapısı örneği sunmakta:

tabloya göre, standart bir tez yapısı dört parçadan oluşuyor ve her bir parça da birden fazla bölüm (chapter) içerebiliyor. oklar da parçalar arasındaki mantık örgüsünü ifade ediyor imiş.

birinci parça giriş. burada fazla dallandırıp budaklandırmadan meseleyi araştırmamızı tabloda görülen meseleler bağlamında tanıtmamız bekleniyormuş bizden.

ikinci parça arkaplan aşaması. burada da amaç yine konuyu dağıtmadan araştırmamızı belirli bir yere oturtmak, bu zamana kadar ne olup bittiğine dair okuyucuya bir ön bilgi sağlamak ve eğer alan araştırması ise üzerinde çalışılan, bu alanla ilgili tanıtıcı bilgi vermek.

üçüncü parça araştırmanın merkezini teşkil etmekte. burada arka planda da az biraz değinilen ve kafada bırakılan soruları cevaplamaya yönelik anketler, deneyler ya da tartışmalar ortaya konulmalı.

dördüncü parça yani sentez parçası ise bizim konuya olan katkımızı ortaya koymaya yönelik bir parça. genellikle bir tartışma kısmı içerir ve arkaplanda özetlenen bilgi ışığında kendi sonuçlarımızı sınamaya yöneliktir. bu bölüm aynı zamanda birinci parçada ifade edilen amaca da karşılık gelmeli yani onunla örtüşmeli.

bu tabloya bağlı olarak yapılan çalışmanın başarılı bir yapıya sahip olacağını iddia ediyor kitap. bunu hallettikten sonra da halledilmesi gereken başka konulara da değiniyor. bunları da ömrümüz vefa eder de bir daha yazmak nasip olursa, başka bir yazıda paylaşmayı planlıyorum. her zamanki gibi yorum ve paylaşımlarınızdan memnuniyet duyarım.

…devam edecek…