“Türkiye Akademisinin Arka Sokaklarından Tez Manzaraları”

Istifhane‘de bahsi gecen bir yaziyi paylasmak istiyorum. Yazidaki meselelere dair bana en carpici gelen nokta, Turk akademisinin aile gibi isleyen bir mekanizma haline gelerek birbirine benzer bireyler yetistirdigi, bu durumun en carpici orneginin de “kotu” akademisyenin kendisi gibi akademisyen yetistirdigi ve bunun boylece suregittiginin iddiasi… Bunun en somut ornekleri de, yazida genisce orneklerine yer verildigi uzere ve de yazarin sonuc kisminda net bir sekilde ozetledigi gibi, yuksek lisans ve doktora tezlerinin yakindan incelenmesiyle elde edilmis ve soyle bir sonuca deginilmis:

Etik açıdan problemli tez ve yayınlara sahip olan tez danışmanlarının kılavuzluk etmesine müsaade edilen ve etik açıdan problemli tezlerle mezun olan öğrenciler akademik literatürü boş/tekrar çalışmalarla doldururken, içlerinden bir kısmı akademinin yeni neslini teşkil ederek döngüyü tamamlıyor.

Yazinin sonunda da yazar bize soyle seslenmis:

Sevgili akademisyenler, öğrenciler, ve tüm aktivistler,

Akademinin içine düştüğü kısır döngüyü kırmak için üzerinize ne tür bir sorumluluk düştüğünü çok iyi tahlil etmelisiniz.

Türkiye akademisinin ihtiyacı olan seferberliğin öğrencileri ve toplumu intihalin tehlikeleri konusunda bilinçlendirmekten yasama ve yürütmedeki problemleri gür bir tonla dile getirmeye, bilim hırsızlığı vak’alarını ortaya çıkarıp, açıkça eleştirmekten bu eleştirilerin toplumun geri kalanına ve gerekli mercilere ulaşmasına ön ayak olmaya kadar geniş bir yelpazeye dağılmış olan kalemlerinden herkesin payına bir şeyler düştüğüne inanıyorum.

Neredeyse herkesin sorumsuzluğu ile tıkanan akademide kalıcı bir reform, ancak hemen herkesin sorumluluk alması ile mümkün.

Goz atilmasi degil, bastan sona okunmasi gereken bir yazi oldugunu dusunuyorum.

Yaziyi burada bulunuz.

Advertisements

taf taf taf, who’s there?

gectigimiz ay manchester’da, turkish academics forum adli bir grup kuruldu. benim de genel sekreterlik gorevini ustlendigim  grup, ozellikle manchester ve cevresinde cok buyuk bir boslugu doldurma gorevi ustleniyor. daha once buralarda yapilmamis bir girisimde bulunuyor ve manchester ve cevresindeki turk akademisyen ve ogrenciler arasindaki bilgi paylasimi ve akademik isbirligini saglamayi amacliyor. grup, en cok da bizim gibi ingiltere’ye doktora egitimi gormeye gitmis ogrencileri biraraya getirerek paylasimda bulunmalarina zemin hazirliyor. henuz, yeni kuruldugu icin iki tane program gerceklestirdik. ilk programimizda marmara universitesi rektoru prof. zafer gul’u misafir ettik ve oldukca sicak bir sohbet ortaminda paylasimlarda bulunduk. ikinci programimiz ise manchester universitesinde “research associate” gorevine devam eden dr. abdullah gok’le gerceklesti. kendisi, gerek yurtdisindaki egitimi sirasinda gerekse yurticindeki akademik gorevi sirasindaki anilarini ve tecrubelerini bizlerle paylasti. cok iyi oldu, cok da guzel oldu.

abdullah hoca ile sohbet ettigimiz konulardan benim en cok ilgimi cekenlerden birisi turkiye’deki arastirma gorevlisi algisi oldu. arastirma gorevlilerinin gorevleri disinda hocalar tarafindan ne gibi islerde “istihdam” edildiklerinden bahsettik. abdullah hocanin bize tavsiyesi ise “arkadaslar sizden ricam, sakin ama sakin o hocalardan olmayin. sakin!” oldu 🙂 ingiltere’de de aslinda arastirma gorevlisi konumunda olan yani akademik meslege yeni atilanlarin islerinin pek de kolay olmadigindan da bahsetti. ne kadar cok calismalari gerektiginden ve ne kadar isle yukumlu olduklarindan.. aradaki fark ise, burada arastirma gorevlisi olmanin getirdigi ezikligin ve yorgunlugun en azindan maddi bakimdan ve bilgi bakimindan bir karsiliginin oldugu, turkiye’de ise herhangi bir getirisinin olmadigi… yine vurgu : “sakin ama sakin o hocalardan olmayin!”

turkiye’de hocasinin verdigi luzumsuz is yukunden ve akademik anlamda hic bir sey yapmaya firsati olmamasindan dolayi arastirma gorevliliginden istifa eden canim arkadasim aklima geldi. onun hocasi da bizim gibi burslu olarak amerika’da doktorasini yapmis ve alaninda oldukca basarili bir isim. abdullah hoca’yla olan sohbetimizde de buna degindik, yani alaninda basarili ve yurtdisi tecrubesi olan hocalarin bile bir sure sonra sistem icerisinde yogrulmaya basladiklarindan. yine kendisinin vurguladigi husus su idi: ” sakin ama sakin o hocalardan olmayin” 🙂

ingiltere’de akademik ortamda tutunmak ve bu alanda sabit bir is kazanmak oldukca zor. bunu cok yakindan gozlemleme imkanim oldu. bu bakimdan turkiye’deki arastirma gorevlileri ve akademisyenler cok daha sansli. en azindan isini kaybetme kaygisini tasimamanin psikolojik olarak bir rahatlik sagladigi suphesiz. burada aldigim bursa karsilik turkiye’de universitede calismak zorunda oldugumu duyan butun hocalar saskinlik ve gulumsemeyle karsiladilar beni. kahkahayla karsilayan bile oldu. turkiye’de arastirma gorevlisi olarak hic tecrubem olmadi lakin durum gorundugu kadar vahim ise, en buyuk temennim bu konuda ciddi bir duzenlemeye gidilmesi…

ve’s-selam…