biri bu cilginliga bir “dur” demeli

akademiyle cok da alakasi olmayan bir konuda yazacagim bu sefer. daha dogrusu biraz serzeniste bulunacagim. mesele aslinda akademik calismalarin icerisinde olan hemen hemen herkesin ortak meselesi: yurtdisina cikarken vize alma cilesi. mesela, akademik bir konferans icin yurtdisina cikmayi planliyorsunuz ve fakat bu “yurtdisi” sizden vize istiyor, cunku guvenmedikleri bir ulkenin vatandasisiniz. tamam, diyorsunuz, boyle gelmis, boyle gidecek, alalim. ustune dunya para veriyorsunuz, vize gorusmesine gidiyorsunuz, orada size bir goz atiyorlar, gunlerce toplamaya calistiginiz belgelerinizi teslim ediyorsunuz bu secilmis insanlara. eksik belgenizin olmamasi sart ama. mesela, gideceginiz yerden davet mektubunu almissiniz, kalacaginiz yer de ayarlanmis, kalacaginiz sure de tum evraklarda yaziyor, fakat ucak biletinizi henuz almamissiniz. o zaman vize alamiyorsunuz. yani yurume gitmeye kalksaniz vize vermeyecekler. diger butun o belgeler gecersiz kaliyor. haa, ucak biletinizi de alin, belgelerinizi tam olarak teslim edin, yine vize alabileceginiz kesin degil. vizeniz pek ala da reddedilebilir ve bir aciklama dahi yapilmayabilir. yani sizin belgelerinizle ilgilenen secilmis ustun kisinin sizi gozunun tutup tutmadigina bagli. tabi bu karar surecinde siz de merakla bekliyor olacaksiniz. gidip akademik bir aktivitede bulunmayi planladiginiz konferans bir anda ikinci oneme dusecek, konferanstan cok acaba vize cikacak mi, cikacaksa konferansa yetisecek mi, yetisecekse kac gunluk olacak, konferansin bitim gunune verilir de bir aksilik olur da ertesi gune kalmak durumu soz konusu olursa ne yapacagim, bunlarin kaygisi sariverecek. cunku profesor bile olsaniz, konferansin organizatoru de olsaniz, ustune para da verseniz, vize cilesini en az 5-7 gun cekeceksiniz. ya da bilimsel fikirlerinizi sadece sizden vize istemeyen ulkelerde paylasacaksiniz.

hakikaten birinin bu cilginlaga bir dur demesi, durduramasa bile yavaslatmasi lazim.